ilham al bu sözlerin sahibi bir hamal varlığı hayal kahramanı olmak istediğim bir masal var düşündükçe sulara batar benim sal kader beni sal marifetle erir gönlüm gördüm benim gören gözüm parçalar ya gönlüm avuçlarımla göge doğru tuttuğum dualarım ve ömrüm yetmez dilemeye özrüm bak bataklıklar üzeri ne kadar da parlak bak ve gör burdan her tarafta güzel yüzlü tuzak gökyüzü ne kadar yakın arş-ı azam ne kadar uzak kendine yaptıkların ve kattıkların ne kadar vasat evet bu bir aşk şarkısı . evet bu bir kalp ağrısı evet bu nağmelerde bir yanan var en derinden ah bir bilsen içimdeki alevi bi görsen yalnız ağacın çocuklarını taşladınız öldüler sapanla avlanan kuşlar can çekişerek öldüler gözden ayrı düşeni kulaklar cümleden düşürdüler düşenin dostu olmadı hiç
düşenin dostu olmaz bunu böylece bilddim inanmasam olmaz (baby) düşenin dostu olmaz bunu böylece bildim inanmasam olmaz.
ölüm allah’ın emri ankebutta belli eline tutuşturdu sago en güzel delili delillerim ve deliliğim beni bu yaşıma getirdi sen köşene çekil düşün seni neler bitirdi başka tertemiz bir sudur yaratılış gün geçtikçe karma karışır durgun sular ani bulanır ilk başlarda suya bakarsan ayı ve güneşi saf görürsün sora güneş gider ay kalır üzülürsün düşmanın buzunda donmaktansa dostum güneşi yaksın içime alınan her nefes soluk yeniden yaşama dönmek gibi kefene sarılı tütüme benzerim uçar dumanım aniden uçar bu ruh bedenden ruh bedenden uçar geride kalar na’çar çarkıfelek yaman döner ben solar sen açar onlar kalır sen göçer menzilimiz farklılaşır çok geç olmadan açıl gözüm açıl.
düşenin dostu olmaz bunu böylece bilddim inanmasam olmaz (baby) düşenin dostu olmaz bunu böylece bildim inanmasam olmaz.
yunus dur benim adım sagopa dır mahlasım dinle eğer düşman yoksa bil ki savaş olmaz şevketle eldiler şu zevkler kolay solmaz kolaya yaltaklık edenler dost sayılamaz korku ve dehşete kapılanın kalbi yavaş atmaz
gürültü ile beslenen kulakta sukut durmaz kara sinekler mikrop demek arılar boka konmaz el yumruğunu yemeğen yumruğunu balyoz sanar arlanmaz zahmet çeken asla bir kişi olmaz
ekmek elden su göldense tasaya yer kalamaz yabancı görmedikçe köpek delice havlamaz yaşama dahil oldukça sistemlerin aynı kalmaz derste kopya çekilerek alınan notla bir bok olmaz önüne hedef koymadıkça amaca tez varılmaz hurafelerle yola çıkanlar köprü sonuna ulaşamaz akacak olan kan ilelebet damarda durmaz sapına kadar erkete olsan kadına el kalmaz
x2
gerçek bana bir adım daha yaklaş gaflet bana bir adım daha geri at (aman uzak dur benden ) dessas ne bu caka bu fiyakalı hal yolcu yolunda gerek hadi yollan
kilidi kırmadıkça sırrın kapısı açılmaz rabbin emri verse inan taş üstünde taş kalmaz komutan komut vermedikçe esas duruş bozulmaz sago bir kez siler adın tadıma karışamaz (nokta)
bir kağıtta yatılı söz ağızdan uçar durmaz dilim tutulmadıkça mikrofonum sır tutmaz ilim kendini bilmektir bilmeyenden halt olmaz yalan söylediysen yanına kar kalmaz
yalanın ömrü tez biter mumlar yatsı sonuna ışıyamaz zahmet etme boştan dolu çıkmaz gün gelir bir tatlı sözle yılan delikten çıkmaz beşikten mezara dek bu gemide aynı tayfa kalmaz
velcelalin kalemi yazar levh-i mahfuz okunamaz zaman hırsızı çok çalar koluna zincir vurulamaz aklın dünya limanına demir atmışsa gemin girdaptan kurtulmaz iki gözüm aksada bakışı durmaz
x2
gerçek bana bir adım daha yaklaş gaflet bana bir adım daha geri at * dessas ne bu caka bu fiyakalı hal yolcu yolunda gerek hadi yollan
yunus temmuz başı yol sonunda elde çiçekle bekler sensiz geçen her gün için kapıma çelenk gönder kahır bu adamı yere devirdi kulaklarım sağır hoş sesinle bana bağır hafiflesin yüküm ağır
gözüm ağladıkça gamzelerim gülmemekte ruhum yıpranmadıkça kalemim hareket etmemekte nefesle inşa ettiğim sözüm kulaklarına borçtur şeytan güvendiklerimi gömdü lan ne iştir
ne olur üzme kendini güneş habercisi geceler zorlasam da çıkmamakta ağızdan o kolay heceler hiç bilmediğim bir yerde en çok bildiklerimleyim onları silmek isteyenlere karşı muhaberelerdeyim
benim kitap arkadaşım muhabbeti yarım kalır zaman sanığım olsa şimdi idam ederim adı kalır senden korkum olmasa kurşun kafama ellerim hediye alır anlaman zor ya neyse ahım gider vahım kalır
kötü insanları tanıma senesi can çekişmekte adımın beş hanesi yaşamdan soğumamın çoktur bahanesi günden güne yırtılmakta kalbimin on iki perdesi korkutur cesaretimi iradesizlik sillesi
bak dayandım olmadı çek silahımı vur elim belime varmıyor affet bugünüme kusrum var dostum canıma mı kastın var kim hekimse hakimim olsun tek duvara tek kafa depremim olsun sus yaralama şansın var sago kaç firara hakkın var
benim gerçekleğimin ölümsüzlüğü yaşatmakta hüznümü kendimi kendime hediye ederek kutladım son doğum günümü inanmasan da geçer sayılı zaman nöbet vaktin dolacak aslan sabrın tadı ki acıda olsa da tatlıdır ya meyvan
bakacağın tek yönünüm doğru rotayı izler gözüm rüzgara emanet sözüm hasretlerle yandım gönlüm yalnızlığım kalbime zulüm korkutmakta her an ölüm ben bir pembe diziyim her günüm bir bölüm
dişlerimden gardiyanlar hislerimden çağlayanlar kirlerimden bataklıklar kemiklerimden korkuluklar parmaklarımdan sivri bıçaklar yaratıp savundum kalemi sırra açmak cinayetti bir kilo altın sükunetti
toprakla aramda ki mesafe kadar hayat değil uzun adiler yoluma tuzak kursun geri teper her efsun yunusun gözleri kara bulutlarla dolsun yok elinde sabırdan öte bir kozu yunusun
bak dayandım olmadı çek silahımı vur elim belime varmıyor affet bugünüme kusrum var dostum canıma mı kastın var kim hekimse hakimim olsun tek duvara tek kafa depremim olsun sus yaralama şansın var sago kaç firara hakkın var
benim sermayem çift el (+) çift göz, karamsardan varan harbi doğru söz, acılarımsa köz ah benim bu sisli yollarım, vay benim körpe ellerim, kara saçlı başım, dara düştü yarım. bazen bıktım, aslen yıkıldım ve daldım derinlere sığdan yıldım, beni toplasan 30 şirin yıldım, sabreden dervişin muradına vardım. bitmez kaderin uzun yolu, gidilemez tek binekle , içine sinmiş korkak çocuğu ileri doğru itekle, burada beklemekle sanma kalıcısın ya pekte, bak kaç milyar insanın yaşam bayrağı direkte!.. bu ses benim dinle! dinle!... dinle!.... uygunsuzca gidişlerin yolunu kesen haydut benim, bildiklerimden eminim, yaptıklarıma kefilim, gidenlerime vedayım, gelenlerime mihîrim
denedim olmadı, çabalarımın sonu nihayete varamadı ben hüsrana komşuyum, yolları gözler meczubum uykum kaçtı, iflasın eşiğine battı, bu suçsuz gözlerime hesabım ağırdır, vardır şerrim de velâkin kalanım hayırdır.
bilmelisin yolunu bulman çok basit ve bedava , yapmamalısın bunu dava, sana dostum diyenler var yaalayı hava en sert tekerlekler bile bir gün mutlak kaçırır hava, gel yanaş!... yaşın kaç ? hmmmm yolun azını gitmişsin tecrübe demek kalpte kalan izdir yanılma. çok bildimlik yaparsan çok düşmüşlük yaşarsın, yok derdimlik yaparsan dert görünce saparsın. elindeki ölümlü: para,ev,mülk, tâ ki vücut. rabb cömertliğinde asla koymamıştır hudut, can yakmak pahasına mı icadoldu barut ? ben gülüp selam ederken simâları nemrut. ben bu uğurda çok yoruldum olsa zor da içim rahat, ruhum buruk, yüzüm sanık, görsen hor da durum ortamızda,her şey açık meydanda, kaç kişi felci tattı iyi ve kötü arası cereyanında ?
kalk ve beni dinle sana güç veririm kafanla dalaştığında sana yardım edebilirim beni bilirsin tam otuzluk üç tanımlı pis sakallı donuş bakışlı iklim az ılıman çoğu yağışlı yaşar fani yazlı kışlı onların şahidi görür gözlü benimkisi amaydı unutmadıklarım hepsi güzel birer simaydı sen kendinle çatışmadayken savaş verirken sago ordaydı
taşla kafan çarpıştığında yada kafan taşa yaslandığında anlarsın ki kötü gider iyi gelir zaman sofranda ki en lezzetli mühim yemek azaldıkça aç kalmanın korkusu ile kuruyacaksın bu sebeple yaşlanacaksın çünkü sende baştan olmak üzere sonlanacaksın trilyonda olsan harcanacaksın savaşı kes barışacaksın kendinle aynalarında bire bir anlaşacaksın
bir kulaç daha atsam karadayım ben hiç böyle bir denize dalmadım üzerimde pantolonum artı ayakkabılarım..ha gayret! bir sene fırtına üzerimde dolunay kim yüzünü asmış dalgalar boyumu aşmış nefesime gücü bahşet mevla bir kulaç daha atsam olur evelallah
bahsettiğim bu derinlik hiçbir denizde yok benim yumruklarım içi boş korkma yakmaz canını allah seni ensen gibi dümdüz etmeden geri dön hemen dünya kızına aşık olmak seni delirtir bu kız izdivaç için ne kötü bir cariyedir ecel aramaz enseler yerine gelmez sarsılan güvenler içine düştüğüm masalsı serüvenlerdir gamzelerime ab-ı hayattan can verenler
yüzmekten yorulduğum bu en derin denizdir boğulduğum dörtlüklerim kulacı atar benim dip de vurgunum moralsizim solgunum yinede kendimi teskin edebilecek bir seviye olgunum pişmanlık asla kaçamayacağın bir canavar elleri bazen öldürür bazen sertçe yakalar bil ki sagopa cesaretinin bir kısmını zulada saklar yanan ışıklarımı kaplayacak kadar karanlığım var
bir kulaç daha atsam karadayım ben hiç böyle bir denize dalmadım üzerimde pantolonum artı ayakkabılarım ha gayret bir sene fırtına üzerimde dolunay kim yüzünü asmış dalgalar boyumu aşmış nefesime gücü bahşet mevla bir kulaç daha atsam olur evelallah
yine o kirli drum-setlerimin içindeyim (ben) ve hayatının en güzel parçasıyım, kırıklarının alçısıyım... affim olsun hain darba, yediğim darbelerle sığındım rabb'a. 365 gün 52 berbat hafta ağıtlarımla rafta. en büyük destekler çıkarsızlıktan ötürü lafta. ben aklımı dile düşürdüm, kapalı kapıdan kafamı çıkarıp kafayı üşüttüm, yüzüne okkalı cümleler üfürdüm. hey yabancı ben zaten yıllardır içime dönüktüm !... parlayan bir alev gibi görünürdüm ama sönüktüm. hayat bir bot ve bot çevresi dolu büyük beyaz köpekbalığı. diptekiler iştahla düşünür tepede duran azığı. rüyalarımın öldüğü yerde uyudum ve yine bot battı, ilk rıhtım ben battım. ah tahtım.. vay bahtım... dudaklarım kanayana kadar yapmak istediğim işte bu "rap". benim ol hep !... ölmek üzere olan dünyada bir ölümlü yaşar mahlası "kaf-kef" dualarım vesvası hannası eder def.
incecik ip üzerine koca ayaklar bindi, nefsim içine sindi kirpiklerim titretmekte korkularından, düşersem yanarım. o kadar içime sindim ki vinç getirsen kalkmaz başım. yo !. gömün burda canlı nâşım. iç çekmekten, düşünmekten ağardı saçım. düşersem yanarım.
vicdan bir güneş gibi, parladıkça ısınır için. geçen vakte bir zamanlar adını koyduk, niçin ? çünkü gelen gider, makbulüdür kısası ziyaretin, "bana müsade, sana rast gelsin" budur hikayemiz. taktir buyur kış bulutların kadar doluyum rabbim, bir ağlasam dolar taşar, seller alır bahçem bağım. yükseldikçe nefesi kesilir, yalnız kalır dev dağım. aramadıkça düşman buldum, hasım solum sağım. cehennemde soğuk bir gün, boğuk bir adam, donuk bir surat, bekle gelir bir gün beklediğin murad. bazılarına gül dikenicesine batar rahat, nefret edercesine yaşar hayat, buyur mezara yat!... soğukluk içime hükmedince güneşim buz adası,. şem ile pervâne misâli sagonun aşkı.. sessizliktir içimden geçirdiklerimin sedâsı, duymakta olduğun engin sözler derin denizlerimin dalgası
İki tanık var biri dilimdir biride virüs kalemim ihanet etmez sözüm kağıda ve halim rabba Teslim ölümün sessizliğine eşsiz bir seda ile girdim boğulmaktan korktuğum bir denizin tahminimden derinim.Benim kalbim ısrarla cennet kuşatmasında hala ruhum bedeni terke maruz sevap artı günahlarla öncelerimi dışlar sonralarım aklım firarda güller yare sevgi kanıtı benim elimde papatya .içimden kaba bir ses beni azarlıyor yıpratmakta yağmur betonla sevişirken güneş altın saçmakta kollarım o nankörlerle çetin güreş tutmakta sago gidenlerin gölgelerini koleksiyonuna katmakta. sevdirmeye gayret etme kendini sevilmeye terket uzadıkça kısalan ömre huzur aşısı zerket her adım için on çuvallık külfet rabbım hayra lütfet zararı belli sonlarından iki gözünü ırak et keşfi bekleyen cümleler içindir bütün çabam kelimlerden kalpler yaptım kimini deştim acımadan .Dilini kestiklerim suküt nöbetinde gık çıkarmadan .Suratsızları Kapıdan Kovsan girmek ister Bacadan
Söz ehlime itaat et benim sözüm cevher ,Kalemim olgunluk tahsilinde yalanına var ettim ..İki Tanık var Biri dilim bir kalemim olanı biteni sindirdim yeter bana kendi derdim ..
Bilirim bensiz dostum iblis dostu hannas komşusu batırdıkça batırır derindir vesvas kuyusu en tatlı yerinde uykumu basar karabasan kabusu güzel cevapları vardır elbet hain sorusu.Kanadı olsa hain kedinin soyu kururdu serçelerin susuz çölde inci bulsa damla arar gözlerin rüzgar esmes her zamanki gemiye layik bir üfürse yol bulurdu bizim orta direk kayık bu şarkı bayık.Çin ipeği Giysen Dahi senin değerin eşşek kılı gelecek hayranlarındansan aç önüne bir kahve falı .Hızlı koşan arap atının Dört yana savruldu nalı umulmadık zamanda kesti birisi bindiği dalı.Günahki en güzel kadındır sizler güzele kanan tabiatın şeytan olacaksa yılan doğursun anan say geriye doğru onu ileriye giden yolcu zaman başkasının ızdırabı ile huzur bulandır mutsuz insan ...
Akar sular dönmez geri tıpkı gençliğim gibi, bebekti ceninin ergeni, bir erdi büyümüş meyvesi. Sakal-bıyıkla geride kaldı Yunus'un hamlık evresi, sivilce-akne katledildi soldu yüzümün güneşi. Ve çivisi düşmüş tablolarda bir resimdi kendisi, kükreyen şu gökyüzünde kuşun kilitli kafesi. Tersi döndü güvenin ansızın belirdi dostun hilesi, fincan kahve içtim kursağımda kaldı telvesi. Kırıştır yalan kahpesi, baştan akıl alır ya cilvesi. Yıkar geçer bir dostun düşmancasına hamlesi. İki boy aşmış ihanetin ki kat'i yok bahanesi, hayrından umutsuzum getirme bari şerrini. Ve hepsi aynı yolda yolcu onca bedenin kellesi, meydan önüne dizilecek ve alınacak ifadesi. Dualar olmasaydı kim kovardı kalleş iblisi? kalbim ak da pak da desen yüzünden yansır pisliğin.
Altın harflerle yaz mahlasımı. halvetim kasvet, kem gözlere şiş!... Cadü ya herru!...ya merru!...kafkef, gölge harâmilerine bir selam çak!... Abile ğatladı, demlenir simam, nüşinrevan'dan handan ummam ben. Ahu-yi felek mum, ben şamdan. düşmez kalkmaz bir Allah'tır uyan!...
Sago sus!...husus derin çukurda içince sin, pusu kuran huşû içinde gözlerinde kin belirgin. Vay senin şu kindar halin. hin planların var hin. cenin büyüdü savaşa girdi silahlarımı bana verin. Yardan sarkıttığın dostlarından kaçının ipini tuttun? onlar güldü, sen somurttun. kalbinde kaç gül kuruttun? Hatıralarından yüzde kaçını unuttun? senin adını anmamak şartıdır dostluğumun. Rapten olma gökyüzünün güneşi sago bu benim yüzüm. gölgeme sığınır manâ özüm, hicran çölüne düştüm. Yüz pınar yaş akıtsın gözüm. kendi başıma öğrendim, kendim büyüdüm. dudaklarımla gömdüm. Sanma şahım herkesi sen sadıkâne yâr olur. herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur. Sadıkâne belki ol âlemde serdâr olur, yâr olur ağyâr olur serdâr olur didâr olur.
Sagopa Kajmer'den 30 anlamlı söz Video, çalan müzik: Bebeğim Öldü
Bebeğim Öldü Şarkı Sözü;
Ve bebekler de ölür...
Hayatımın gerçek öykülerine ayrılan bir filmin soundcheckindeyim. bir yazar mıyım ? yoksa tek şiirlik şair mi ? Notumu verdi hocalarım nasihatı koydum cebime ve zorda kalana dek çıkarmadım. Ve ben bozuk paraydım anlaşılamadan çiklet oldum Ve ben bütündüm yarimi sevgilimde bırakıp yarimi sokağa attım Canımı yolda buldum, canıma teslim ettim, canıma okudu RAP canımsın !... Canıma okudun canıma kastın İçimde saklı bir kaçak çocuk korku dolu bakışlarıyla gizlenirken iz bırakmış anılarıyla sevgili. Mutluluktan ağlak olmak artık bir seferlik bana da mahsus Anlamak kolaysa bak bi gözümün içine !... Yer mi Len Velet !?!?... Sekiz senemle ben dalaştım kimsecikler yoktu mikrofonu mu buldum İçimi döktüm. Zihnimin derinliklerinde yaptığım kazılarda onca yılın çöpleri yatılı Onların içinde binlerce ölümsüzlük ölümü görmüş Kaybettiğim gülücüğü gül demeti halinde koymuşlar oysa ki suratıma Gömülü parmak izlerin omuzlarımda Gözlerimde bir filmsin. Göz çukurlarımda uyuya kalmış bir bebeksin. Bende ninninim uyu....
[Nakarat] Dayan sabır gerek Yolun uzun, vakit kısa Ölüm yakın... Tanrım ona acı. Sebep-sonuç : gecem hüzün(dolu)
Bilmecelere ısınamadım (asla)hele de senle ilgiliyse Sevemedim sualleri cevapların yetersiz kaldi İçime sinmemişti duyduğum yanıtların yarim Parçalandı ellerinde kum duvarlarım Ne hakla yarimi benden aldın ? Yine de bir günahkar göremedim seni Susar dudaklarım susar çocuklarım Bir vahada yolumu kaybettim Susar bu kuru dudaklarım Alışkanlıklarıma yoklama yaptım Girme sınırıma cephanen yoksa vururum tek atışta gözünün yaşına bakmadan Toz Ol !.... Bende başta bir çocuktum sende oyuncak oldun Tarihin sayfa aralarına kırmızı gülümü çoktan koydum Alacakaranlık geriye çekti güneşi Bir içim tütün tadın Kadın !.. özün toprağın buruk nefesi Kim der ki ; Sago yaşamın minik bebeği ? Bir yaz akşamında hayata attım göz bebeğimi, bebeğim öldü....
Sagopa Kajmer Bir Pesimistin Gözyaşları video ve şarkı sözü
Aldanışlar orada kaldı, aldatıldın ahın vardı, aldatıldım
ahım aldı, yalvarıldım vahım oldu, aldanışta masum oldun,
yalvarışta yüzüm soldu. dikene battı yalanın ağzı,
yatsılarda mumlar öldü. düşümü böldü sevgi çölünün ölüme
çeken o kavuran nefesi, akşamında leşime baktım, peşime
takılan adını kazıdım, ümidi çaldım, ahı yanıma vardı,
vahımı şarkı yaptım, dinledikçe ağladım, gözyaşım!...
insan umudu taşıdı, kimisi kırdı umudu, lakin kiminin
sahip olduğu tek şey oydu, hepsi buydu. yoksulluk
korkusuyla ömrü servet peşinde harcayanda gördüm
fakirliğin özünü, çevirdim yüzümü, dostumundu teklif,
düşmanındı ısrar, acaba nereye kadar sürer bu tekrarlar.
yalanlara radar olsan neye yarar, zararın dönüşü kârın el
mi sallar? batan güneş yine doğar. batan gemi yatan mezar,
azar azar kazar mezar, kumar umar arar, yazar kader kime
çıkarsa bahtı tahtı kapar, tanrı bunu hep yapar. salla
gitsin arzular gemiler zaten batık, yolla gitsin mektuplar
adresin mi kayıp? zorla güldü âmâlar ağlamak mı ayıp?
korla yandı umutlar geçen dünü sayıp, yor ki aklını
hakkını sorgula düne bakıp?
Kaç tabut gömülecek yeraltına ve kaç kişi gidecek habersiz
uzaklara? kaç yalan yıkacak güvenleri? kaç satır yazılacak
kader kitabına ve kaç dua edeceksin tanrına, kaç damla
gözyaşı dökeceksin uğruna? kaç yarın bekleyeceksin?
sonralara kaç damla gözyaşı?
Tasanın etrafında gezgin olmuş insanlar kısacık molalarda
tanıdılar mutluluk denen kelimeyi ve tanrı bâş etti, çile
doğdu, hile koydu adını günahın. sille vurdu, illeler
inatçı yordu, sınava tabi tabiat ananın evlatları rabbi
tanımadı, kimisi küfretti yaradana, zülmetti kendine,
hükmetti paraya, çoğuna paralar sıktı kurşunu yaralar açtı
durumu battı. dünya malı uçan halı, kırılır dalı her
ağacın, yıkılır her bina afette, gofret, bedelindir o
dökülen tuzlu yaşlar, haşlar gözünü yıka yüzünü, hüzünü
her adem tanır, geçici bir dövmesin şeklini çizdi tanrı
topraklara; vakti gelince kazma kürekle silineceksin.
dayanacağın bir duvarın yoksa ör hadi, kuvvete dayanamayan
adalet aciz, adalete dayanamayan kuvvet zalimdir, hakkımı
isterim, payıma düşen herşeyi alırım felsefesi, haksızlık
oyunlarında hakkı yendi, rengi kaçtı yaşamın, derdi sardı,
yaranın acısı tacı attırdı krala dahi, bir ömür fani, bir
umut hani? tebessüm vahi, kabusum canî yazdıklarım;
yazacaklarımın güvencesi sago k.
Kaç tabut gömülecek yeraltına ve kaç kişi gidecek habersiz
uzaklara? kaç yalan yıkacak güvenleri? kaç satır yazılacak
kader kitabına ve kaç dua edeceksin tanrına, kaç damla
gözyaşı dökeceksin uğruna? kaç yarın bekleyeceksin?
sonralara kaç damla gözyaşı?